Çocukluğumuzdan itibaren hepimiz masallarla büyüdük. Hep o masallarla hayal kurduk. Kimimiz prenses oldu, kimimiz prens. Ve zannettik ki büyüyünce hepimiz gerçek bir prenses ve prens olacağız. Sanırım o yüzden çok seviyoruz bu peri masalı görünümlü rengarenk şehirleri.

İnsan kendini daha bi güzel hissediyor bu masalsı şehirlerde. Bir de instagram fotoğrafları da daha bir güzel çıkınca herkes tarafından ziyaret edilmek istenilen yerlerin başında geliyorlar.

Avrupa’da bu tarz bir sürü şehir var. Ben de sizler için bu rengarenk sevimli şehirlerin listesini çıkarmak istedim.

1)BURANO, İTALYA

Eğer Venedik’e gidiyorsanız, kesinlikle Burano Adasına uğramadan dönmeyin!  Burası tam anlamıyla bir gökkuşağı.

Ada trafiğe kapalı ve küçük olduğu için her yeri yürüyerek kolayca keşfedebiliyorsunuz. Adadaki evlerin hepsi rengarenk.

Buraya Venedik’ten 12 No’lu Vaporettolarla (motorlarla) ulaşabilirsiniz.. Yolculuk yaklaşık 45 dk. sürüyor.

2) PROCIDA, İTALYA

Procida, İtalya’nın güzel renklerle dolu evleriyle, kartpostal gibi balkonlarıyla bezeli şirin, güzellikler dolu adası. Ressamların ve fotoğrafçıların favori mekanı.

Türkiye’den Napoli’ye direk uçuş ile ulaşabilirsiniz, Napoli sokaklarında ve meydanlarında dolaştıktan sonra feribotlar ile Procida Adasına geçebilirsiniz.

3) APPENZELL, İSVİÇRE

İsviçre’nin doğusunda yer alan  Appenzell bir bölgenin adıdır aslında. Burası din nedeni ile 1597 yılında ikiye bölünmüş. Yarısı katolik, yarısı protestan.

Köyde kadınlara oy kullanma hakkı 1990 yılında verilmiş.

Küçük bir kasaba olduğu için merkezini gezmesi çok zamanınızı almayacaktır. Günü birlik geliyorsanız, renkli evlerin ,şirin minik ama bir o kadar da pahalı olan dükkanların, oyuncakçıların bulunduğu sokaklarında gezebilir, Hauptgasse caddesi sonundaki banklarda oturarak nehirden gelen su sesini dinleyerek yemyeşil dağlara bakabilir, köprüyü geçerek dağ yolu boyunca mis gibi orman havasını soluyarak biraz yürüyebilirsiniz.

Zürih’ten yaklaşık 60 km uzakta. Ben araba kiralayıp gitmenizi, bu sayede yol üstündeki diğer muazzam köylere de uğramanızı tavsiye ederim.

4) CINQUE TERRE, İTALYA

Cinque Terre, İtalyancada beş toprak anlamına geliyor. Ve köyler Monteresso, Vernezza, Corniglia, Manarola ve Riomaggiore.

Cinque Terre, Unesco miras listesinde yer almaktadır. 

Buraya Cenova üzerinden trenle ulaşabilirsiniz. Yaklaşık 1,5-2 saat sürüyor.

5) SCHAFFHAUSEN, İSVİÇRE

Schaffhausen, Zurih’ten tren ile 45 dakika uzaklıkta olan küçük sevimli bir yer. Ayrıca Avrupa’nın en büyük şelalesi olarak bilinen Rhinefalls a da ev sahipliği yapıyor. Günübirlik olarak gezmesi çok keyifli bir yer. Bütün İsviçre’de olduğu gibi burada da fiyatlar oldukça yüksek.

6) WROCLAW, POLONYA

Cüceler şehri olarak anılan Wroclaw, Polonya’nın en şirin ve renkli şehirlerinden biri. Her gün yaklaşık 10-15 dk bir Varşova’ya tren bulabilirsiniz. 

7) KOPENHAG, DANİMARKA

Danimarka, refah seviyesi ve yaşam kalitesi en yüksek ülkeler arasında yer alan küçük bir adalar ülkesidir. İrili ufaklı toplam 406 adadan oluşmaktadır. Kopenhag, bunlar arasında en cıvıl cıvıl rengarenk olan yerdir.

Bir bisiklet kiralayıp Kopenhag’ın renkli sokaklarında gezebilirsiniz. Tabi soğuk havaya dikkat etmek gerekir. Çünkü gerçekten inanılmaz soğuk.

8) LONGYEARBYEN, NORVEÇ

Burası dünyanın en kuzeyi. Biraz ötesinde yaşam yok! Svalbard, Longyearbyen’de 6 ay gece 6 ay gündüz şeklinde geçiyor. 19 Nisan ile 23 Ağustos arasında güneş hiç batmıyor, 28 Ekim ile 14 şubat arasında ise güneş hiç doğmuyordu. Balina, mors, Swedish home, kutup kuşları hepsi mevcut. Ama aşırı pahalı ! 2 haftada bir ana karadan gemiyle erzak ve diğer ihtiyaçlar getiriyorlar. Bu yüzden de aşırı pahalı. Burada ister kayak yapın, isterseniz Sibirya kurtları sizi kızak ile çeksin, ister fosil turuna çıkın, ister morsları yakından görmeye… Bunlari Svalbard Activities yazarsanız sitesinden bulursunuz

Longyearbyen’de  evler rengarenk boyanmış ve hepsi prefabrik ev. Karlar rahatlıkla aksın diye hepsinin üçgen şeklinde çatıları var.

Buraya gitmek için önce  Oslo’ya uçuyorsunuz. Yolculuk yaklaşık dört saat sürüyor. Ardından bir dört saat daha uçarak, Longyearbyen’a ulaşıyorsunuz.

9) LİZBON, PORTEKİZ

Ortaçağ mimarisinin en iyi korunduğu şehirlerden biri olan Lizbon, rengarenk cıvıl cıvıl görüntüsüyle turistlerin bir hayli ilgisini çekiyor. Şehrin neredeyse tümü, 1755’de yaşanan büyük depremden sonra yeniden inşa edilmiş. 

10) COLMAR, FRANSA

Colmar’dayken kendinizi bir masalın içinde gibi hissediyorsunuz. Muhteşem leziz pastaneleri, dünyaca ünlü meşhur Alsace şarapları, rengarenk evleri… Herşey usta bir ressam tarafından özenle çizilmiş  bir tablo gibi.

En güzel zamanının Christmas olduğu söylenir.

Colmar’a, Basel havaalanına indikten sonra trenle ya da arabayla yaklaşık 1 saatte ulaşabilirsiniz.