Çocuktuk o zamanlar, gençliğimizin baharı diyebiliriz hatta. Eve daha yeni girmiştim, girmemle çıkmam bir olmuştu. Dışarı çıktığımda her taraf toz bulutuydu..

Evet 17 Ağustos 1999’dan bahsediyorum. Çınarcık’taydım deprem günü. Depremden sonra o eve ailemden girebilen olmadı. Yanlış anlamayın; evde en ufak hasar dahi yoktu, o anı yaşamak bizim için yetmişti.

Aradan 17 sene geçti, peki İstanbul deprem için hazırlandı mı?

Bence bunun cevabı hayır; isteyen istediğini desin, ama hazır değil; hem de hiç.. Yapılması gerekenlerin sadece %10’u yapıldı bence. “Depremden korunma” yıkılan binaların yerine bina yaptırmamak değildir, zemin etütlerini bir standarta sokup bunun tüm binalara uygulanmasını sağlamaktır. Ben inanmıyorum yapıldığına, yapıldıysa bile sağlıklı olduğuna..

Unutmayalım, depremden kaçılmaz, sadece korunulur ve deprem her geçen gün daha da yaklaşıyor.

Bilinmesi gereken bir husus da var; ne kadar geç olursa o kadar büyük olur..


0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.